bir süre için

adv. for a while
* * *
for some time

Turkish-English dictionary. 2013.

Look at other dictionaries:

  • için — e. 1) Amacıyla, maksadıyla Ukalalık yapmamak için bütün gayretine rağmen yine de o düşündüğünü yapmıştı. S. F. Abasıyanık 2) Neden ve sonuç belirten bir söz Hastanın uykuda olduğunu söylemesi sırf vakit kazanmak içindi. R. N. Güntekin 3) dan /… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • ağzına bir parmak bal çalmak — birini tatlı sözlerle veya çeşitli hediyelerle bir süre için kandırmak, oyalamak Hürriyet, müsavat diye herkesin ağzına bir parmak bal çaldılar. H. R. Gürpınar …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • abone etmek (veya yapmak) — bir şeyi belli bir süre için almasını sağlamak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • izne çıkmak (veya ayrılmak) — bir iş yerinde üst makamların onayıyla belli bir süre için görevinden ayrılmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kesintiye uğramak — bir süre için durmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • konmak — 1. e, ar 1) Kuş, kelebek, uçak, toz vb. bir yere inmek Bir bülbül gelip konmuştu havuzun kıyısına. Ç. Altan 2) Yolculukta geceyi geçirmek için bir yerde kalmak, konuk olmak 3) Kısa bir süre için bir yere yerleşmek, bir yeri yurt edinmek 4) mec.… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kira — is., Ar. kirāˀ 1) Bir konutun, bir mülkün veya taşıt gibi herhangi bir şeyin belli bir bedel karşılığında, bir süre için sahibi tarafından başkasına verilmesi, icar Eski kirayı yükseltiyorum, isterseniz gidin mahkemeye. Ç. Altan 2) Bu biçimde… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • alıkoymak — i 1) Bir süre için bir yerde tutmak Arkadaşım beni yemeğe alıkoydu. 2) den Birini, yapmakta olduğu veya yapmak istediği işten geri tutmak Selim Bey, babamı yemeğinden alıkoyarak mütemadiyen Girit ten bahsediyordu. R. N. Güntekin 3) Ayırıp… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • duraklamak — nsz 1) Hareket durumundayken kısa bir süre için durmak veya arada bir durmak Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı / Bir dakika araba yerinde durakladı. F. N. Çamlıbel 2) mec. Bir süre ses çıkarmamak, bir şey söylememek, duraksamak, tereddüt… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • bütçe — is., Fr. budget 1) Devletin, bir kuruluşun, bir aile veya bir kimsenin gelecekteki belirli bir süre için tasarladığı gelir ve giderlerinin tümü Düğün sahibinin bütçesi ne kadar dar ve mütevazı olursa olsun, hokkabaz şarttı. S. Ayverdi 2) Devlet… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • ilişmek — e 1) Bir şeye hafifçe dokunmak, takılmak Elim çiçeklere ilişti, vazo devrildi. 2) Elini sürmek, dokunmak Bir sancılı yerine dokunmuşum gibi ıstırapla: Bırak, ilişme, diye inledi. F. R. Atay 3) Bir şeyin kenarına kısa bir süre için oturmak Sonra… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.